• Şubat 2, 2024

Yapay Zekanın Cezai Sorumluluğu

yapay zekanın cezai sorumluluğu

Yapay Zekanın Cezai Sorumluluğu

Yapay Zekanın Cezai Sorumluluğu 700 465 Av. Dr. Enes Köken

Günümüz çağında gelişen teknolojiye paralel olarak yapay zekâ alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Son yıllarda sıklıkla yapay zekâ algoritmaları geliştirilmekte ve bu konuda deneyler yapılmaktadır. Söz konusu çalışmaların yapılmasının sebebi, başta bilişim, teknoloji ve elektronik olmak üzere insanlığın birçok alanında yapay zekânın kullanılmak istenmesidir. Çağımızda artık hemen hemen her alanda yapay zekâ karşımıza çıkmaktadır. Özellikle son günlerde adından çokça söz ettiren ChatGPT ile yapay zekanın geldiği nokta herkes tarafından ilgi ile izlenmektedir. Bu yazımızda, hayatın hemen hemen tüm alanlarında kullanılmaya başlayan yapay zekanın cezai sorumluluğu üzerinde durulacaktır.

Yapay Zeka

Günümüzde her alanda kullanılmaya başlayan yapay zeka bazı alanlarda kendisini fazlasıyla hissettirmeye başlamıştır. Başta bilişim teknolojisi olmak üzere sağlık, askeri, hukuk, sağlık sektörü, finans, mühendislik, matematik, felsefe gibi alanlarda kendisini fazlasıyla hissettirmektedir. Özellikle son zamanlarda trend haline gelen ve hemen hemen toplumun her kesimi tarafından kullanılmaya başlayan chatGPT ise ayrı bir başlıkta değerlendirilmesi gereken konudur. Belki de tüm meslek gruplarından insanların kullanmaya başladığı ve neredeyse sorulan her soruya bir cevap bulduğu mecra olmuştur.

Dolayısıyla yapay zekânın kullanım alanı ile ilgili sınır çizmek artık imkânsız denebilecek konuma gelmiştir. Hayatın her alanında karşımıza çıktığı ifade edilebilir. Teknolojinin hızlı gelişmesiyle birlikte hayatımızın bir parçası haline gelen yapay zekâ, kendisini hukuk alanında da göstermektedir18. Özellikle teknolojinin gelişmesine bağlı olarak ceza muhakemesi sisteminde çağ atlanmıştır. Ceza muhakemesinde sanıktan delile gitme sistemi geçerli iken, artık delilden sanığa gitme sistemi geçerlidir.

Ceza muhakemesinde hâkim, vicdani delil sistemi kapsamında her delili dikkatli şekilde değerlendirmek zorundadır. 5271 sayılı CMK m. 75 vd. (beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması, DNA analizi, fizik kimliğin tespiti, otopsi vs.) ile CMK m. 135 vd. (iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, teknik araçla izleme) sayesinde bilimsel deliller aşamasına geçilmiştir.

Bu deliller tanık açıklaması gibi klasik delillere göre güvenilirliği daha fazladır19. Yapay zekânın kullanıldığı bu sistemler sayesinde artık hak ihlalleri yaşanmasının önüne geçilebilmektedir. Gelecekte hukuk sistemlerinin yapay zekâ teknolojisi üzerine inşa edilmesi ve hukuk alanındaki ihtiyaçların bu sayede karşılanması kaçınılmaz olacaktır.

Sadece delil toplanması ve değerlendirilmesi aşamasında değil, yargılamanın yapılması ve hüküm kurulması aşamalarında da yapay zekânın devreye gireceği muhakkaktır. Ayrıca, yapay zekâ ile ilgili yapılacak hukuki düzenlemeler devletlerin bireysel olarak değil, ortaklaşa yapacakları çalışmalar neticesinde şekillenmesi yaşanacak hukuki ihtilafların daha sağlıklı çözümlenmesine neden olacaktır20.

Yapay zekânın günlük yaşantıya önemli etkilerinin olması, insanlığın gelişimi ve yaşayışının buna göre şekillenmesi öncelikle bu kavramın geniş anlamda hukuk, dar anlamda ceza hukukunun neresinde kalması gerektiği sorusunu ortaya çıkarmaktadır. Ticari şirketlerin sahip oldukları ekonomik güç sayesinde kolaylıkla suç işleyebileceklerinden korkulmuştu. Ancak, ticari şirketler ile ilgili gerekli yasal düzenlemelerin yapılması suretiyle bu korku giderilmiştir21. Buna benzer bir durum yapay zekânın cezai sorumluluğu noktasında karşımıza çıkmaktadır.

Yapay Zekanın Cezai Sorumluluğu

Günümüz çağında yapay zekânın varlığı bilim kurgu olmaktan çıkarak reel hale gelmiştir. Bazı ileri teknolojilerin kullanıldığı yapay zekâ türlerinin kendi kendine karar alabilmesi sorumluluğun kime ait olacağını sorununu gündeme getirmektedir. Bundan dolayı, yapay zekâyı sadece “araç” olarak nitelendirmek isabetli gözükmemektedir. Meydana gelen sorumluluk üretici firmaya mı, yoksa yazılımı yapan kişiye mi veya yapay zekânın kendisine mi ait olduğu tespit edilmelidir. Bu sebeplerden dolayı, tüzel kişilerde olduğu gibi yapay zekâ içinde gerekli yasal düzenlemelerin yapılması zorunluluk haline gelmiştir.

Yasal düzenleme ihtiyaçlarının ilk sırasında sorumluluk hukukundan kaynaklanan meseleler yer almaktadır. Zira yapay zekânın günümüzde yaygın şekilde kullanılması beraberinde bir takım riskleri de barındırmaktadır. Yapay zekâ sistemlerinin temelinde matematik, olasılık, istatistik yer almaktadır. İnsanın kısa sürede hesaplayamayacağı birçok veriyi yapay zekâ çok kısa sürede hesaplayıp, analiz edebilmektedir23. Bu işlemler yapıldığı zaman bazı hatalar oluşabilmekte, bunun neticesinde ise üçüncü kişiler zarar görebilmektedirler. Dolayısıyla, borçlar hukukundan kaynaklanan tazminat sorumluluğu ile cezai sorumluluk ortaya çıkmaktadır.

Yapay zekâlı varlıkların hukuki ve cezai sorumluluğunun gündeme gelebilmesi için hukuki kişiliklerinin olması zorunludur. Günümüz şartlarında robotların ve yapay zekânın hukuki kişiliğinin bulunup bulunmadığı teorik bir sorundan öteye gidememektedir. Buna ek olarak, robotların ve yapay zekânın cezai sorumluluklarının olup olmadığı şimdilik bilim kurgu ürünü olarak kabul edilmektedir. Ancak, günümüz çağında bu şekilde kabul edilse de, ceza hukuku açısından bazı önermeler yaparak, ileriki yıllarda günlük yaşantımızın tamamen yapay zekâ üzerine inşa edileceği düşüncesinden hareketle bu değerlendirmelerin yapılarak şimdiden temelinin şekillenmesi, ileriki yıllarda çıkacak cezai uyuşmazlıkların önüne geçmek için zorunlu olduğunu düşünmekteyiz. Bu konuda yakın gelecekte yapay zekâ ile ilgili anayasalarda çeşitli düzenlemelerin yer alacağı düşünülmektedir.

Yapay Zeka Nedir?

En genel anlamıyla yapay zekâ, algılama, öğrenme, üretme, düşünme, karar ve sonuç çıkarma gibi insan zekâsının yapabildiği fonksiyonları icra edebilen sistemlerdir45. Tanımdan anlaşılacağı üzere yapay zekâ cep telefonunda bilgisayarda, robotta veya buna benzer herhangi bir makinede  ulunabilir46.

Bir makinede yapay zekâ olup olmadığı, makine tarafından gerçekleştirilen işlevin insan zekâsı ile gerçekleştirilip gerçekleştirilemediğini tespit ederek mümkün olacaktır. Ayrıca, makine işlevini yerine getirirken insan zekâsının sahip olduğu unsurları kullanıp kullanmadığına bakılmalıdır. Anlaşılacağı

üzere, yapay zekâ algılama, öğrenme47, düşünme ve sonuç çıkarma gibi insan zekâsının yapabildiği işlevleri yerine getirebilme yeteneğine sahiptir.

Yapay zaka hukuken kişi olarak kabul edilemeyeceği, başka bir ifadeyle yapay zeka için hukuki bir satütye ihtiyaç olup olmadığına ilişkin öğretide çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Kısaca bu görüşlere yer verilmesinin isabetli olacağını düşünmekteyiz.

Mevcut hukuk sistemlerinde yapay zekâya tanınan bir kişilik bulunmamaktadır. Dolayısıyla, şu an için yapay zekânın/yapay zekâlı robotun bir tür eşya veya silah olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Ceza Hukuku Açısından Değerlendirme

Ceza hukukunun odak noktasını insan davranışı oluşturmaktadır. Ancak, insan tarafından gerçekleştirilen davranışların hareket (fiil) özelliğine sahip olması için bazı özelliklere sahip olması gerekmektedir. Öncelikle belli bir davranışın hareket olarak değerlendirilebilmesi için, bunun iradi olarak gerçekleştirilmesi gerekir. İnsanın sahip olduğu özelliklerin başında, davranışlarını belli bir  amaç çerçevesinde yönlendirebilme yeteneği gelmektedir. Bundan dolayı, insan iradesini mutlak olarak devre dışı bırakan durumlarda iradi hareketten bahsedilemeyecektir.

Yapay zekâya herhangi bir kişilik tanınana kadar, bunların bir tür araç/ alet/eşya olarak  itelendirilmesi gerekmektedir. Bu açıdan yapay zekâlı varlıkların bilgisayar, telefon, araba, kalem, çanta gibi taşınır bir eşyadan farkı yoktur. Kaldı ki, yapay zekâya kişilik tanınmaması gerektiğini belirten görüşün temeli buna dayanmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde yapay zekâlı varlık bir suç işlediğinde, onu programlayan kişinin sorumluluğu doğacaktır108. Ancak, programlayan insanın cezai sorumluluğuna gidebilmek için yapay zekâlı varlığı suçta araç olarak kullandığını bilmeli, yani kusurlu olması gerekir109. Benzer şekilde, yapay zekâlı varlıklar (özellikle katil robot olarak nitelendirilen, insana benzeyen robotlar) TCK m. 6/1-f açısından silah olarak da nitelendirilebilirler. TCK m. 6/1-f-4’e göre, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet silah olarak kabul edilmektedir. Bahsi geçen bu yapay zekâlı varlıkların bir tür bıçak, hançer, çakı, muşta gibi aletlerden farklı bulunmamaktadır110. Nasıl ki bir insan yanında gezdirdiği köpeği başkasına saldırtarak yaralama suçunu işleyebilirse, aynı şekilde yapay zekâlı robotun da başkasına saldırtılması durumunda aynı suçu işleyebilecektir. Ancak, bunun için yapay zekâlı varlığın (özellikle robotun) tamamen programlayıcısına bağımlı hareket etmesi gerekir111. Şayet kendi kendine düşünme ve karar alabilme yeteneğine sahip ise, bu durumda programlayıcı/yazılımcı ile yapay zekâlı varlığın işlediği  suç arasında nedensellik bağının kesilebileceği ihtimali gündeme gelecektir.

Sonuç

Teknolojik gelişmelere paralel olarak yapay zekâ artık hayatın her alanda kullanılmaktadır. Yapay zekâ öğretide farklı ayrımlarda incelenmektedir. Bunlar genel olarak, eşya gibi nitelendirilen, basit bir eşya gibi görülmemesi gerektiğini belirten (tüzel kişilik veya elektronik kişilik) ve insana benzer nitelikte olan yapay zekâlar şeklinde incelenmektedir. Tartışmaların yoğunlaştığı nokta ise, yapay zekânın insansı özelliklere sahip olup olamayacağı ihtimalinde ortaya çıkmaktadır.

Yaşanacak hukuki sorunlar sadece yapay zekâlı robotların insanlara karşı işleyecekleri suçlar açısından değil, daha da ileri derecede düşünecek olursak bu robotların başka robotlara karşı da suç işlemesi halinde karşımıza çıkacaktır. Tabi ki, bu ihtimaller şuan için düşünce aşamasında olmaktadır.

Yapay zekâlı robotların yasal düzenleme çerçevesinde tanımlanması, hak ve yetkilerinin belirlenmesi ile kişilik ve yaptırım sorunları hakkında hukuk sistemlerinde şimdiden çalışma yapılması zorunluluğu doğmaktadır.

Yapay zekânın gerçekleştirdiği fiillerin cezai sorumluluğa yol açması konusunda nedensellik bağı ve objektif isnadiyet açısından sorun yaratacağı ifade edilebilir. Yapay zekâ sadece eşya olarak nitelendirilirse sorun yaşanmayacak olup, bu konu mevcut hukuk sistemleri kapsamında çözümlenebilir. Ancak, gelinen noktada basit bir eşya olarak görülemeyeceği aşikârdır. Özellikle yapay zekâ tarafından gerçekleştirilen fiillerin manevi unsur açısından nasıl ele alınacağı konusunda tıkanıklık yaşanacaktır.

Leave a Reply

    Subscribe to our newsletter